Mektup
23 Nisan 2008 – 23:06
Kömür gözlüm.
Şimdi İstanbul ince bir yağmur altında ıslanıyor.
Bu gün şüpheli bir yalnızlık var içimde,
Kaderim gibi.
Samatya kıyılarında, bir koltuk meyhanesinde,
Akşamlarımın en güzeli.
Kadehlerde seni yudumladıkça,
Hele seni düşündükçe,
Bir başka çalıyor plaklarda şarkılar,
Bir baÅŸka oluyor, bu akÅŸam,
Marmara’nın mavi sularında,
Ak kanatlı martıların öpüşü.       Â
Kömür gözlüm.
Şimdi sen yanımda olmalıydın,
Sen orada ben burada, ne tadı var yaşamanın.
Ne iÅŸim var benim, bu sarhoÅŸ meyhanelerde.
Şimdi sevda ıslıkları ile yürümeliydik ellerin ellerimde,
Ve aşkımız patlamalıydı, gecenin tam orta yerinde.
Yaban kuşları yuvasından uçmalıydı,
Bitmeliydi bu hasret.
Şu kıyıları döven dalgaların ip ince yağmurunda,
Rüzgârda uçuşan saçlarının her telinde,
Ben üşüyüp, sen sıcak olmalıydın.
Öpmeliyim seni baharda açan ilk güller, dudaklarından,
Yakamozların pırıltısında.
Kömür gözlüm.
Sana son mektubum olacak bu.
Seni görmeyesi gözlerimi çizdim mektubuma,
Yüreğinde, silinmeyen izi kalsın diye.
Bana geldiğinde, beni sevdiğinde, her şey bitmiş olacak,
Çünkü ben yokum.
Sana koşacaklar, kan çanağı gözlerle,
Martılar kanat çırpacak anılarımızın ardından.
Güneş sıcaklığını, deniz maviliğini yitirecek.
Beni birazcık sevdiysen, eğer,
Çocuklar gibi dudaklarını büzerek, ardımdan ağlama ne olur.
Senin için çarpan kocaman bir yürek bırakıyorum bu dünyada.
Çok geçmez unutursun, o kutsal aşkımızı,
En güzel günlerimiz, o şarkılarımız da unutulur,
Çünkü unutman gerekli, sen yaşamalısın
Unutma, bulutlardan seyredeceÄŸim seni,
Mutluluğunu görürsem eğer,
Bir çiçek büyüyecek mezarımda, kanayan rengiyle,
Bilki bende mesudum o zaman.
Elveda kömür gözlüm,                                                            Â
Elveda, benim altın kanatlı güzel martım.
Bu kutsal aÅŸkın sonu böyle bitmemeliydi, bunu sen istedin.   Â
Yedi kat yerden,
Mavi göklerden selem sana.
Son…..
Veli Karabacak


